Wallade 2 hafta önce

Nedir bu uzay yarışı? Neden bu kadar meraklıyız?

Bizi uzaya bakmaya iten neydi? İlham ve hayali ne ateşledi? Uzay yarışında harekete geçmemize ne yardımcı oldu? Bildiklerimizin sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu biliyoruz. Keşfedilecek daha çok şey olduğunu da biliyoruz. Uzayda ne yatıyor ve neden onunla bu kadar ilgileniyoruz?

İnsanoğlu uzaya ilk yaratılışından bu yana bakmaktadır. Uzay için birçok kitap yazıldı ve hatta bilim insanları dünya düz değil dediği için tarihi mahkemelerde yargılandı. Ancak ne var ki uzayı oraya giderek keşfetme hareketlerine adım atmaları 1900'lü yıllardan sonra başladı.

Başlangıçta Soğuk Savaş'ın bir nedeni olan uzaya gitme yarışı oldukça geniş bir dosya. Aslında her şey ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki savaşta bir üstünlük kurma çabasıydı. Uzay yarışı basit uydularla başladı ve daha sonra insanlı uzay uçuşuyla devam etti ve ardından Ay'ın inişlerinde doruğa ulaştı.

Soğuk Savaş'ın o gün gezegenimize kattığı rekabet ortamı olmasaydı bugün bu yarışa yeni katılan Çin, Japonya ve Hindistan'ı göremeyecektik belki de. Bu ülkelerde uzayın getirdiği prestij arayışı içinde artık onlarda Ay'a ve güneş sistemlerine problarını gönderdiler. Ayrıca SpaceX ve Blue Origin gibi özel şirketlerde bu yarışa dahil oldular.

İlk kıpırdanma ise 1920'de Robert Goddard tarafından sunuldu. Ay'a roket göndermeyi önerdi ve ne olduysa ondan sonra oldu. Kendisi bir Amerikalı profesör ve mucitti. Modern roketlerin babası olarak kabul edilir. 

4 Ekim 1950'de uzaya ilk uydu Rusya tarafından Sputnik 1 adıyla fırlatıldı. 3 Kasım 1957'de ise Sputnik 2 gönderildi. ABD ise ancak 1958'de Explorer 1'i fırlatabildi. 

Şimdiye kadar uzayda TianGong, ISS, SKYLAB ve MIR istasyonlarının faaliyetlerini yürüttüklerini biliyoruz.  MIR bir Rus modülü ve 14 yıldan fazla bir süredir çok yönlü bir uzay laboratuvarı olarak hizmet veren büyük bir üniteydi. Mart 2001'de son kalan parçaları ile Pasifik Okyanusu'na düştü. 

Yukarıda da görebileceğiniz gibi bu da TianGong modülü ve silindir şeklinde Çinliler tarafından tasarlandı. İki bölmesi olan modülün bir tarafı astronotların yaşam alanı diğer kısmı ise Tiangong'un tahrik sistemini içeren basınçsız bir arka araç modülü. İlk Tiangong modülünün ömrü 2 yıl olarak tasarlanmıştı. Ardından Tiangong 2 hazırlanıp 15 Eylül 2016 yılında fırlatıldı. Bu modülün son bilgisi ise Temmuz 2019'da Dünya atmosferine tekrar girdiği.

2020 yılında Çin, çekirdek modül olan Tianhe 1'i başlatacak. Ve bilim modülü olan Wentian ve Mengtian'ı da 2022'de piyasaya sürecek. 

Bir diğer ve adını çok sık duyduğumuz ISS ise ABD ve Rusya ortak çalışması ile şekillendi. İlk kısmı 1998'de fırlatıldı. 2000 yılından ilk yerleşik mürettebatını aldı. ISS'i bugüne kadar 200'den fazla farklı astronot ziyaret etmiştir. Her astronot ISS'de yaklaşık 6 ay kadar kalabiliyor. Yaklaşık her üç ayda bir Soyuz üç astronotla Dünya'ya geri dönüyor ve Soyuz onları değiştirmek için üç astronotla fırlatılıyor. ISS'nin ortağı olan uzay ajansları programın ne zaman biteceğine kesin olarak açıklamadılar ancak eski ABD başkanlarından Barack Obama yönetimi programın “en az 2024” e kadar ABD'den destek alacağını belirtmişlerdi.

Skylab ise çeşitli bilimsel görevlere uyarlamak için kurulan Apollo Uygulama Programının bir sonucu olarak 1973'te yörüngeye girdi. Uzayda uzun vadeli mürettebatlı bir platform oluşturma yolunda atılan ilk adım olan Skylab bu misyonu çok fazla sürdüremedi ve 1979'da Hint Okyanusu'na düştü. 

Uzay araştırmalarında şimdiye kadar neler yapıldı?

Örneğin şimdiye kadar on binlerce gökada kataloglandı. Andromeda Galaksisi, Samanyolu, Macellan bulutları, Whirlpool Galaxy ve Sombrero Gökadası gibi çok daha iyi tanıdığımız yerler var artık. 

1959'da mürettebatsız Sovyet uzay aracı Luna 2, Ay'a ulaştı ve Autolycus kraterinde ilk incelemelerini yaptı.

Ay'a ait ilk yakın çekim NASA Ranger 7 tarafından 1964'te elde edildi.

Luna 9, 31 Ocak 1966'da ilk başarılı ay yumuşak inişini yaptı. 

1967'de NASA'nın Lunar Orbiter misyonları, Ay'ın fotoğraf haritalamasını tamamladı.  Ay Orbiter haritaları, Apollo'nun iniş alanlarını seçmede çok önemliydi. 1968'de Astronot William A. Anders, ayın ufku üzerinde yükselen, Dünya'nın ünlü “Dünya Doğrusu” fotoğrafını çekti.

1969'da ise Apollo 11 ile Ay'a ilk ayak basan astronotlar Neil Armstrong ve Edwin Aldrin tarihe geçti. 

Bu zamana kadar yörüngeye gönderilen uzay istasyonu sayısı 12.

38 farklı ülkeden astronot şimdiye kadar gezegene tepeden bakabildi. 

Çoğu galaksinin çapının 1000 ila 10.000 parsek (astronomik uzunluk birimi) arasında olduğunu biliyoruz. 

Bu tarz bilgiler o kadar fazla ki evrende daha keşfedilecek çok şeyin olduğunu ispatlıyor.

Bugün herhangi bir şekilde Samanyolu Galaksisi'nde bir şey kefedildiğinde artık çok fazla şaşırmıyoruz. Kara Delik'in fotoğraflanması dahi Apollo 13'ün bıraktığı etki kadar bir etki yapamadı.

Artık gezegenleri, yıldız sistemlerini rahatlıkla analiz edip gözlemleyebiliyoruz ve hatta Mars'ta kolonileşmeye varacak hayali kuracak kadar da ileri gittik. Parker Güneş Sondası bile bugün Güneş'e oldukça yakın geçişler sağlıyor. JAXA'nın Hayabusa 2 sondası aldığı göktaşı örnekleri ile evreni anlamamıza yardımcı oluyor ve bunun gibi örnekler de çoğaltılabilir.

Tüm bunları aslında evreni anlama çabasında olan bilim insanlarına ve onların merakına borçluyuz. Onların merakı ve keşif heyecanı bizi bugün bu noktaya kadar getirdi.

Tycho Brahe, Kopernik, Johannes Kepler, Isaac Newton, Galileo Galilei gibi üstün zeka ve analiz yeteneğine sahip astronomlar sayesinde içinde yaşadığımız evreni anlamaya başladık. Bu insanlar, yaşadıkları döneme kadar kabul görmüş evren anlayışımızı dikkatli gözlem ve çabaları ile baştan aşağı değiştirdiler. Dünya merkezli evren anlayışını yıktılar. Dünya’nın da alelade bir gezegen olduğunu ve Güneş çevresinde diğerleriyle birlikte döndüğünü keşfettiler. Bu dönüşün kurallarını, yani kütleçekim etkisini hesaplayabileceğimiz matematik denklemlerine dökerek “bilmemizi” sağladılar.

Uzayı keşfettikçe büyüyen merakımız da rahatlıyor. Her ne kadar bu kadar gelişmeden sonra yine de komplocular Ay'a gidilmedi, uzaya gidemezler, hepsi senaryo deselerde onlar kendilerini kandırmaktan öteye gidemezler. Hatta hala dünya düzdür diyenler, üstüne dernek kuranları da görebiliyoruz günümüzde.

Uzay bizi çekiyor ve gerçekten gözümüzün önünde duran bir gizli hazine gibi.. Sadece keşfedilmeyi bekliyor..

0
# Yemek

Neden bazı yiyeceklerin kokusu daha güzel gelir?

Wallade 3 hafta önce
0
# Tabiat

En güçlü hafızaya sahip hayvan hangisi?

Wallade 2 ay önce
1
# Sinema&TV

Yeni bir yabancı dizi arıyorsanız bu listeye mutlaka bakmalısınız

Efsane dizileri bitirdiniz ya da final yapmış olabilir ama dizi sektörü bu konuda hiç boş...

Burak 3 ay önce
0
# Şehir&İnsan

Fotoğrafçıların gözünden Seul sokakları

Mesut 4 ay önce
0
# Tabiat

En hızlı büyüyen canlı hangisi?

Wallade 3 hafta önce